Bu fotoğrafta pek bir şey yok gibi duruyor. Ama size kısaca anlatayım; Burası Ankarada hatırladığım yegane ev.

IMG-20150813-WA0006Ananem – dedemlerin evinin bahçesi. Çocukken bir çok kavramdan yoksun büyüyoruz. Kendi evinden çok çocukluğunu bu evde geçirince burası insanın hafızasına kazınıyor.

Şu sağ tarafımda gördüğünüz merdivenler eve çıkıyor. Merdivenin zamanla her tarafı yıprandığı için her süpürüldüğünde kenarından köşesinden bolca taş, toprak çıktığını hatırlıyorum. Eve girişte karşınızda bir masa vardır. Büyük ve kalabalık yemekler olacağı zaman o sofra hazırlanırdı. Diğer zamanlarda öteberi durur üzerinde. Pek bir işe yaramaz. Masanın hemen karşı çaprazında duvara dayalı 2 döşek ve dolaplar vardır. İçlerinde işime yaracak hiç bir şey bulamamış olsamda tüm çocukluğumu o dolapları karıştırarak geçirdim. O ev yine olsa şimdi gider yine karıştırırdım buna eminim. Hemen iki divanın birleştiği yerde benim için dünyanın her yerini gördüğüm dünyan en yüksek ve en keyifli penceresi vardı.

Rahmetli dedemle tanışmamda bu pencere sayesinde başlıyor. O pencerinin altından geçerken beni soğuk suyla ıslatıyor. Bende vay şerefsiz vay diyerek hislerimi dile getiriyorum.

 

Ben artık 30 yaşını devirmiş bir genç olarak elbette hiç görmediğim fotoğraflarımı görünce biraz tuhaf hissettim. 30 senenin ne çabuk geçtiğini anlamadım.

11139386_10155984324300714_1071225089483266836_nIMG-20150813-WA0008