Dijital Pazarlama Stratejileri

Son 10 yılda pazarlama dünyası online ortamda baştan sona değişti. Gelişen teknoloji, sosyal medya’nın kullanımı, yüksek bant internet bağlantıları ve çoğalan mobil cihazlar, yaşama şeklimizi degiştirdiği gibi, satın alma alışkanlıklarımızı da tamamen etkiledi. Araştırmalara göre Türkiye’de yaklaşık 29 milyon internet kullanıcısı olduğunu gösteriyor ve bu sayı her geçen gün hızla artıyor.

Dijital pazarlama hayatımızın her yerinde, bunu farkeden yöneticiler de bütçelerinde interaktif pazarlamaya yer vermeye başladılar bile. Dijital pazarlama sektörünün hızla ilerlemesi önümüzdeki yıllar içerisinde kaçınılmaz bir gerçek.

Dijital pazarlamada hedeflediğiniz kitleyi etkilemek için sık kullanılan yöntemlerden biri “hikayeleştirme” (story telling) hemen hemen tüm markaların pazarlama faaliyetlerinde yer almaya başladı.

Kişilerin gündelik hayatta karşılaşılan olaylara, sorunlara ve duygularına etki ederek, onlara tercüman olma gibi amaçlarla ortaya çıkan hikayeleştirme yöntemi, kampanyaların daha düşük bütçeler ile kısa zamanda çok geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Sosyal medya’nın kullanımı ile birlikte. Özellikle viral reklamlarla yayılımı hızlanan bu yöntem sayesinde markalar, hedef kitlesi dışına taşarak hedefledikleri noktaya ulaştılar.

Hedef kitlenizin marka veya ürünle bağ kurmasını, günlük hayatında, özel günlerinde, kötü günlerinde, yani hayatının herhangi bir evresinde ürünün orada bir yerde durmasını sağlayan hikayeleştirmede, bazı noktaları esas alarak siz de oluşturduğunuz senaryonuzu ürününüzle bağdaştırabilir ve daha geniş kitlelere hitap edebilirsiniz. İşte o noktalara dair ufak ipuçları…

Hikayenin  doğallığı

Kurgunun doğal ve insanların herhangi bir şekilde ilgisini çekebilecek olması bu noktada son derece önemli. Hikayenizi oluşturmadan önce, insanlarda ne tür bir etki yaratmasını istediğinize karar vermek başlangıç noktanız olabilir. Güldürmek, duygulandırmak, şaşırtmak gibi birçok histen, hedef kitlenizi etkileyebilecek bir ifade yöntemini tercih edebilirsiniz. Sonra bu ifade şeklinin etrafında hikayeyi kurgulayıp, ürün veya hizmetinizin ön plana çıkarmak istediğiniz özellikleriyle senaryonuzu oluşturabilirsiniz.

Çizgiyi aşmamak gerekli

Bu nedenle büyük acılar, korkunç kayıplara değinmek yerine, konuları biraz daha yumuşatarak ele almanız, aynı zamanda tepki çekme riskinizi de ortadan kaldırır. Duygulara hitap ederken, özellikle duygusal bir kurgu üzerine hikayeleştirme yapmak istiyorsanız, tanıtımınızı bir trajediye dönüştürmemeniz daha uygun olur. İnsanları üzmekle duygusal anlar yaşatmak onları ağlatıp üzmek anlamına gelmez.

Seslendirme oldukça önemli

Özellikle belli bir kesime hitap etmek gibi bir durumunuz varsa, o kesimin duymayı isteyeceği, belki aksanlı, belki otoriter ya da eğlenceli bir ses tonu oldukça etkili olabilir. Hazırlayacağınız bir videoyla, hikayeleştirme yöntemini kullanarak, pazarlama faaliyetinde bulunmak istiyorsanız ve videoda, hikayeyi anlatan birisi varsa, bu ses oldukça önemli. Sesin vermek istediği hisse göre bir tınısı olmasına dikkat edilmeli. Burada seslendirme kapıyı açan anahtar niteliğini taşıyor.

Kişiselleştirme

Markanızın elbette çok geniş kitlelerce yayılmasını istersiniz. Ancak, bunu sıradan olmanın ötesine taşımak oldukça zor. Çünkü her kesimin markası olmak, özel olmamayı da beraberinde getirebilir. Herkesin almak istediği, ancak tanıtım çerçevesinde, tüketicinin ürün veya hizmeti satınalması için bir hedef belirlemek son derece önemli. Örneğin “daha güzel olmak isteyen kadınlar için”, “hep trend kalmak isteyen erkekler için…”, “sevdiği kahramanlardan biri olmak isteyen çocuklar için…” gibi bir his uyandırmak geniş kitlelere marka imajınızdan ödün vermeden seslenmenizi sağlayabilir.

Sıradanlığı aşmak ve ilgi çekmek

Uzayıp giden videolar ya da uzun metinler özellikle duygusal yoğunluğu yüksekse, sıkıcı bulunabilir. Anlatmak istediğiniz konu, ne kadar başarılı olursa olsun izleyici 10 dakika boyunca o videoyu izlemekten keyif almayabilir. Dolayısıyla hikayenizi, vermek istediğiniz duyguyu tadında bırakarak, hatta sonraki tanıtımlarınızın dört gözle beklenmesini sağlayacak kısalıkta tutmanızda fayda var. İnsanlar, özellikle çalışma hayatları boyunca bulundukları ortamlarda o kadar çok kişiyle tanışırlar ki bir süre sonra sadece onları hatırlatacak detaylar akılda kalır. Örneğin, katıldığınız resmi davette fazla çılgın renkte bir elbise giyen kadın, siyah takımının içinde altın gibi parlayan papyon takan adam ya da sarı çerçeveli gözlüğüyle etrafa gülücükler saçan bir başka biri gibi.